hz. muhammed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hz. muhammed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2011 Cumartesi

Hicret Hadisesi


Hicret Hadisesi
Doç. Dr. Adem Apak

"Hz. Peygamber’in (sav) Mekke’den Medine’ye göç etmesi, sıradan bir vatan değişikliği değil, özelde İslâm tarihinin, genelde de dünya tarihinin en mühim hadiselerinden birisidir. Dolayısıyla bu hadisinin sebep ve neticelerinin bu önemi dikkate alınarak ortaya konulması gerekir."

"Mekke’den Medine’ye yapılan hicreti Müslümanlar için bir kaçış ve sığınma olarak görmemek gerekir. Esasında buraya göç, Müslümanlar için nihaî hedef değil, daha uzak hedefler için bir başlangıçtır."

"Mekke ve Medine Müslümanlarından teşekkül eden siyasî birlik, daha sonra Ensâr-Muhâcir kardeşliği şeklinde dinî bir dayanışma ve bütünleşmeye dönüşecek, İslâm ümmetinin ilk çekirdeğini oluşturacaktır."

Doç. Dr. Adem Apak'ın "Hicret Hadisesi" başlıklı yazısı, Hz. Peygamber'in hicreti bütünlüklü bir bakış açısıyla ele alarak hadisenin Müslümanlar ve İslam tarihi açısından önemine vurgu yapıyor. Hicretin sebep ve sonuçlarını da inceleyen bu çalışmanın tamamı okumak için...



Hicret nedir?

Sözlükte "terketmek, ayrılmak, bir yerden başka bir yere göç etmek" demektir. İslâm terminolojisinde hicret kavramı ile Hz. Muhammed (a.s.) ve arkadaşlarının M. 622 yılında Mekke'den Medine'ye göç etmeleri kastedilir. Mekkeli müşriklerin baskılarına dayanamayan müslümanlar daha önce de iki kâfile halinde Habeşistan'a hicret etmişlerdir.

Kur'ân'da bu kimseler muhacirler olarak anılmış ve Allah'ın onların kötülüklerini örteceği (Âl-i İmrân, 3/195), onlardan razı olduğu, onlar için cennetler hazırladığı (Tevbe, 9/100), onların hakîkî mü'minler olduğu (Enfâl, 8/74), Allah katındaki derecelerinin büyük olduğu (Tevbe, 9/20) ve Allah'ın rahmetine mazhar olacakları (Bakara, 2/218) bildirilmiştir. Çünkü muhacirler; îmanları uğruna yurtlarını terk etmişler, Allah yolunda eziyetlere uğramışlar, müşriklerle savaşmışlar (Âl-i İmrân, 3/195), mallarını ve canlarını ortaya koymuşlardır (Enfâl, 8/72).

Allah'a kulluk etmesi için yaratılan (Zâriyat, 56/51), ancak bulunduğu bir yerde bu görevini yerine getiremeyen, ibadet edebileceği bir yere de hicret etmeyen böylece nefsine zulmeden insan Kur'ân'da kınanmıştır (Nisâ, 4/97). "Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek çok yer bulur, bolluk bulur..." (Nisâ, 4/100). Çünkü "Allah'ın arzı geniştir" (Zümer, 39/10).

Hicret kavramı, Kur'ân'da göç etmenin dışında Allah'a eş koşmak ve puta tapmak gibi çirkin davranışlardan (ricz) kaçınmak (Müddessir, 74/5) ve bir insanın yanından ayrılmak (Meryem, 19/46; Nisâ, 4/34) anlamında da kullanılmıştır.

Hz. Peygamber (a.s.), "muhâcir, Allah'ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir" (Buhârî, Îmân, 4-5) sözü ile hicret kavramına mecâzî bir anlam da yüklemiştir. (İ.K.)


KAYNAK: http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/DiniBilgilerDetay.aspx?ID=1656